Mizah sanatçısı Recep Demirkaynak: “Sahneye çıkmak benim için nefes almak gibi”

Komedyen ve mizah sanatçısı Recep Demirkaynak, “Hayatın debdebesinden, yorgunluğundan bir soluk almak gibi benim için mizah. Sahneye çıktığımda sadece seyirciler değil, ben de çok eğleniyorum ve inanın sahnede bütün problemleri unutuyorum.” dedi.

Kendisini Türkiye’nin en tanınmayan sanatçılarından biri olarak gördüğünü söyleyen Demirkaynak, AA muhabirine sanat hayatına, Türkiye’de mizah alanına ve bu alana girmek isteyen gençlere dair değerlendirmelerde bulundu.

Demirkaynak, medyada çok görünmese de hemen hemen herkesin kendisini tanıdığını belirterek, “Kendi oyununa girerken bile bilet sorulan tek sanatçıyım ben. Medyada görünmemek tamamen benim tercihim. Çok da mutluyum böyle olmasından. 23 yıldır sahne şovları, tek kişilik gösteriler yapıyorum. Aşağı yukarı bir 23 sene daha yaparım diye tahmin ediyorum.” diye konuştu.

“Seyircilerden aldığım sevgi, muhabbet, geri dönüşler beni çok etkiliyor ve besliyor”

Her gittiği yerde seyircilerle muhabbet ettiğini, iletişim kurduğunu anlatan Demirkaynak, şöyle devam etti:

“Onlarla aramızda güzel bir alışveriş oluyor. Her gittiğimizde yerde seyircilerle tanışıyoruz. Şöhret denen, çok tanınma mevzusu bende pek işlemedi. İstesem olurdum. Biraz benim tercihimle böyle oldu. Biraz da asosyal yapım var. 23 senedir tanınmadan çok güzel gidiyor. Seyircilerden aldığım sevgi, muhabbet, geri dönüşler beni çok etkiliyor, aynı zamanda besliyor. O yüzden yaptığım işten 23 senedir hiç sıkılmadım. Metin yazarlığı, bir takım çalışmalar dışında başka yaptığım bir iş de yok. Sadece sahnedeyiz.”

Recep Demirkaynak, mizahın kendisi için nefes almak gibi bir şey olduğunu vurgulayarak, “Hayatın debdebesinden, yorgunluğundan bir soluk almak gibi benim için mizah. Sahneye çıktığımda sadece seyirciler değil, ben de çok eğleniyorum ve inanın sahnede bütün problemleri unutuyorum. Bir buçuk, iki saat sahnede ben de hem kafa hem ruh olarak dinleniyorum. Seyircilerle beraber ben de eğleniyorum.” ifadelerini kullandı.

“Muhabbet etmek dünyanın en güzel şeyi”

Sahnedeki şovlarına değinen Demirkaynak, “Sahnede kendimi, aslında bizi, hepimizi anlatıyorum. Biz çok renkli, orijinal bir milletiz. Bu kadar orijinal insanın bir yerde yaşadığı başka bir ülke bilmiyorum. Irklardan değil, insanın orijinal olmasından bahsediyorum. Çok malzememiz var. Bizim insanımızı, hayatımızı anlatıyoruz. Canımızı sıkan şeylerden, mutlu eden şeylerden bahsediyoruz.” dedi.

Demirkaynak, Türkiye’de son dönemde mizahın müthiş gelişim gösterdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Mizahın Türkiye’de gelişmesi, benim için çok güzel bir şey. Fakat bunun düzgün bir şekilde yol almasını isterim. Yani kendi kültürüne, kendi insanına, kendi zekasına yaslanarak yürümeli insan. İşin kolay tarafı da var, yani argo, müstehcen espriler yapıp da insanları kolayca güldürebilirsiniz. Ama bunu yapmaları benim pek hoşuma gitmiyor. Yapmasalar daha iyi olur. Çünkü yapan arkadaşlara bakıyorum çok zekiler bunları yapmadan da gidebilirler. Ama rol modeller var ya öyle başlıyorlar. Zannediyorlar ki arada küfür etmek, argo kullanmak lazım. Aslında hiçbiri lazım değil. Bu işin ana kökeni muhabbet. Seyirciyle o muhabbeti yakalarsanız, dostunuzla, arkadaşınızla, ailenizle muhabbet ediyormuş gibi olursa bu işlerden kurtuluyorsunuz. Muhabbet etmek dünyanın en güzel şeyi.”

Mizahın bir şeyi anlatmanın en kolay ve en zevkli yolu olduğunun altını çizen Demirkaynak, “Mizahla her şeyi söyleyebilirsiniz, her türlü eleştiriyi yapabilirsiniz, tepki görmezsiniz. Çünkü gülerek anlatıyorsunuz. Biraz da kendi üzerinizden konuşuyorsunuz. Hele gençlerimize bir hatası var, kusuru var, yapmasını istemediğiniz şeyler var bunu ciddi söyleyin duvarla karşılaşırsınız. Fakat mizahla o kadar rahat anlatıyoruz ki her alanda siyasetten, ticarete, sanata kadar mizahın gücü tartışılmaz.” değerlendirmesini yaptı.

“Bu işin püf noktası orijinal olmak”

Demirkaynak, “Bizim Kim Olduğumuzu Biliyor Musunuz?” başlıklı gençlere özel bir program da sahnelediğini belirterek, mizah alanına girmek isteyen gençlere şu tavsiyelerde bulundu:

“Çok kaliteli gençlerimiz var. Bir, kendi değerlerinin farkına varsınlar, iki, çok pratik yapsınlar. Topluluk önünde konuşmak herkese zor gelir. Ama sürekli pratik yaparak aşılacak bir şey. Yeteneğiniz varsa üstüne gidin, peşini bırakmayın. Mutlaka meyvesini alacaksınız. O sahada alamazsanız bile başka sahada bir meyve çıkacaktır. Çünkü Allah hiçbir gayreti karşılıksız bırakmaz. Çok gezin, çok görün, insanınızı ve kültürünüzü mutlaka tanıyın. Nasıl bir ülkede, kimlerle yaşadığınız hakkında mutlaka bir fikriniz olsun. Kendi kültürünü, insanını tanımayan insan sanatta, edebiyatta pek başarılı olur gibi gelmiyor bana. Diğeri de taklitten kaçacağız. Orijinal olacağız. Herkesin kendi stili vardır. Sahneye çıktığında o stil de ortaya çıkar. Ben yıllarca başkalarının stand-up şovlarını seyretmedim. İster istemez etkileniyorsunuz. Evvelden Metin Akpınar, Zeki Alasya’nın kasetleri vardı. Onları izleyince aylarca Metin Akpınar, Zeki Alasya oluyordum. Bu yüzden bu işin püf noktası orijinal olmak. Kendiniz gibi davranmak.”

“Bizim Kim Olduğumuzu Biliyor Musunuz?” gösterisinin yanı sıra “Sahibinden Orijinal” adlı stand-up şovu ve ayrıca orkestrasıyla “Konser ve Show” adlı gösterisiyle Türkiye’yi dolaşmaya devam ettiğini dile getiren Demirkaynak, her pazar TRT Türk’te “Kalbimdeki Türkiye” programıyla seyircilerle buluştuğunu ve son olarak yeni sezon için bir tiyatro hazırlığında olduğunu sözlerine ekledi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x